NASIL GİDECEK BU KÜLOLAR ?

Benim, senin, onun, ötekinin kısacası hepimizin en büyük sorunu sağolsun bizi hiç yalnız bırakmayan, adeta bir uzvumuz gibi bizimle birlikte olmaktan aşırı hoşlanan (o bizi sever ama biz onu asla sevmeyiz) külolarımız. Bakınız kilo değil külo. Çünkü kilo, külonun yanında narin duruyor. Onun hakkı külo, K Ü L O!

Bunca zamandır ne yaptıksak bir türlü lanet olasıca külolarımızı veremedik dimi? Kimi zaman Canan Karatay'ı dinledik ekmekten şekerden uzak durduk, kimi zaman İsveç diyeti yaptık açlıktan nefesimiz koktu bazen de amaaan ne diyeti ayol canımdan kıymetli mi dedik vurduk kendimizi tatlıya, böreğe, abur cubura...

   Biz nerede hata yapıyoruz biliyor musunuz? Korkuyoruz. Neyden mi? Ya doymazsam? Ya bıraktığım yemekler arkamdan ağlarsa? Bir de şeyin arkasında saklanıyoruz "ya ama tabağımın hepsini bitirmeliyim çünkü israf haram" E be güzel kardeşim ne güzel diyorsun israf haram diye o zaman tabağına 3 poğaça yerine niye bir tane almıyorsun, niye önündeki tabak bitmeden ekmek kadayıfını kaymakla süsleyip üstüne ceviz serpiştirerek yediğinin hayalini kuruyorsun?! Yok illa hepsinden tıka basa doyana kadar yiyeceğiz. Hobi olarak ye ama az ye!

   Bakmayın burada böyle nasihat verir gibi öyle yapın böyle yapın dediğime ben de sizlerden farklı değildim. Ben ki mantı yerken yoğurtlu sos ziyan olmasın diye ekmek bandıran insanım. Sabah kahvaltımı 2 Donas'la* yaptığımı bilirim. 

   Yaşıtlarım hamileliğinden sonra kalan fazlalıklarını vermeye çalışırken ben iflah olmaz göbüşüm yüzünden 'Allah analı babalı büyütsün kız mı erkek mi' sorularına maruz kalıyordum. Gittiğim veli toplantılarında kardeşimi 'oğlunuz hiç ders çalışmıyor' diye bana şikayet ediyorlardı. Giydiğim kıyafetler Kızılay çadırından daha büyüktü...

   Bunlara rağmen külolarımla aşırı barışıktım. Artık sahiplenmiştim onu. Baklavanın yanında ayran neyse külomla biz de öyleydik.

   Ama arkadaşlar bu işler böyle olmuyormuş. Aslında biz farkında olmadan beleşe hamallık yapıyormuşuz. O koca göbüşü biz nereye gidersek onu da götürmüşüz. Hem o kadar masraflı ki o göbüş, ne suyu biter ne  yemeği, ne tatlısı ne de doyması. Gençliğimizin nadide günlerini onun hamallığını yaparak geçirmişiz haberimiz yok.

   Şimdi böyle sanki 4 beden zayıflamış gibi konuşuyorum ama insan o tartıda alışagelmiş külodan azını görünce istemsizce mutlu oluyor. 'Bize de bunun formülünü söyle!' dediğinizi duyar gibiyim.

  Merak etmeyin hepimiz bu yaza formda ve fit gireceğiz! Nasipse öteki yazımda kahvaltıdan, ara öğüne, ana yemeklerden yağ yakıcı karışımlara kadar her şeyi anlatacağım.

  O zamana kadar kendinize iyi bakın ve diğer yazıya kadar inceden hayatımızdan şekeri bir de ekmeği azaltmaya çalışalım diğer yazıda bunları yemek yasak çünkü :D

   Öteki yazıya kadar kendinize iyi bakın benim dava arkadaşlarım. Merak etmeyin her şey gönlümüzce olacak. Her zaman dediğim gibi BU BEKLEMELER BOŞUNA DEĞİL ...

 

 

 

 

*Ana vatanı Eskişehir olan daha sonra Türkiye'nin bir çok yerine yayılan eşsiz bir sosa ve lezzete sahip dürüm.

Bu Haberi Paylaş